YaLNız olacak, yaLNız yaşayacaksın...
von
am 23.04.2010 um 18:49 (165 Hit)
> Yalnız olacak, yalnız yaşayacaksın.
> Halinden dilinden anlamayacaklar; sana ulaşamayacaklarını, seni
> keşfedemeyeceklerini düşünecekler. Burnunun büyüdüğünü düşünecekler,
> kıskanacaklar ve terk edecekler... O halde ‘zırva’lıyordur” diyecekler.
> Uzaktan uzaktan indirmek isteyecekler...
> Yalnızlığa alışmalı, yollarla barışmalısın...
> Bir başına terk edilmelere, ihanetlere, tek başına bırakılmalara, yalnızlığa
> alışmalısın. Güvendiğin dağlardaki karlara bakıp, ders çıkarmalısın kendine.
> Hüzünlü bir şarkıyla paylaşılan gecelerde, başını dayayacak bir omuz arama
> sevdalarından vazgeçeceksin....
> Hiç Arafat’ın, Everest’in tepesinde insanlar topluluğu gördün mü? Sofrada
> tek tabağa, tabakta az yemeğe alışacaksın. Yalnızlığını paylaşacak sevgili
> aramayacak; “Yalnızlık paylaşılmaz ki! Paylaşılsaydı yalnızlık olmazdı
> zaten!” diyeceksin. Telesekreterine “Şu an size cevap verebilecek kimse yok,
> belki de hiçbir zaman olmayacak” diye notlar bırakmalısın. Yalnızlığa
> alışmalı, sessizliğe ısınmalısın.
> Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı...
> Gece yastıkla ağlaşmaya, sabah aynayla gülüşmeye,
> kendinle hüzünlenip, kendinle keyiflenmeye hazır olmalısın. Kimsesiz
> kaldığın zaman, “Bugün ben kimsesiz kaldım” feryadına komşuların
> yetişmemesine alışmalı, soğuk duvar diplerinde ağlamalarına aldırmamalısın.
> Zira Kimsesizler Kimsesi yanında olacaktır...
> İşte o zaman, hep başını alıp gidebilecek kadar cesur;
>
> ama hep, kalıp savaşacakmış kadar da gözüpek
> hissedeceksin kendini...
> Kazanılması ucuz olmayan; ama yalnız da kalmayacağımız Yitirilmiş
> Cennetler’de, yitirilmiş dostluklar adına buluşmak dileğiyle...
> Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve
> kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler
> işte bunlardır. ( Al-i İmran/104 )













